2025: Kırılan Yerden İyileşmek ve İyileştirmek

2025’e dönüp baktığımda, takvim yapraklarında sadece günleri değil, kendi bedenimle verdiğim o büyük sınavı görüyorum. Herkese şifa dağıtmaya çalışırken, kendi şifasını arayan bir diyetisyen olarak geçti bu yıl.

Omurilik kırığı sürecim… Bir diyetisyen olarak metabolizmanın matematiğini, kalorilerin dilini, fizyolojinin kurallarını elbette çok iyi biliyorum. Ama bu yıl hayat bana, kitaplarda yazmayan bir dersi, en zor yoldan; kendi bedenim üzerinden öğretti.

Ama tam da bu noktada;

Artık karşıma oturan ve ‘Diyetime uyuyorum ama kilo veremiyorum’ diyen danışanımı dinlerken, onu sadece dinlemiyorum; onu hissediyorum. Bedenin bazen matematiğe meydan okuduğunu, iyileşme sürecinin tartıdaki rakamlardan ibaret olmadığını bizzat deneyimledim. Benim yaşadığım o zorlu vücut direnci, danışanlarıma duyduğum empatinin derinliğini değiştirdi. Onlara artık sadece ‘listelere uyun’ demiyorum; ‘bedeninize zaman tanıyın, onunla savaşmayın, onu anlayın’ diyorum.

2025’in Ruhu: “Mükemmel” Olanın Değil, “Gerçek” Olanın Yılı

Kendi içimde yaşadığım bu değişim, aslında 2025’in genel ruhuyla da örtüşüyordu. Bu yıl insanlar artık filtreli hayatlardan, mükemmeliyetçi ve robotik kurallardan sıkıldı. İnsanlar, kusursuz görünmekten çok, iyi hissetmenin ve anlaşılmanın peşine düştü. Diyetisyenlik mesleği de bu yıl, kalori saymaktan çok “ruh ve beden bütünlüğüne” evrildi.

Eskiden “yaza hazırlık” konuşulurdu, 2025’te ise “ömür boyu sürdürülebilirlik” ve “esneklik” ön plandaydı. İnsanlar artık yasakları değil, sınırları olan özgürlükleri sevdi.

Yılbaşı Sofrasında Vicdan Azabı Yok, Denge Var!

Madem sürdürülebilirlikten ve gerçeklikten bahsediyoruz, önümüzdeki; Yılbaşı sofrasını da bu bakış açısıyla ele alalım. O kalabalık aile sofrasına oturduğunuzda aklınızdaki soruyu biliyorum: “Eyvah, her şeyi mahvedecek miyim?”

Cevabım net: Hayır.

Tek bir öğünle kilo almazsınız, tıpkı tek bir salatayla kilo vermediğiniz gibi. O gece diyeti değil, “stresi” bırakmanızı istiyorum.

Peki, bu geceyi hem keyif alıp hem de pişman olmadan nasıl atlatacağız?

Güne Aç Başlama: “Akşam çok yiyeceğim” diye kahvaltıyı atlama.

Çiğneme Hızını Yavaşlat: Yılbaşı sofraları uzundur. Saatlerce oturulur. Eğer hızlı yerseniz, gece bitmeden 3 tabak yemiş olursunuz. Çatalı her lokmada elinizden bırakın, sohbete katılın.

Tatlı Meselesi: Eğer yemekte çok kaçırdıysanız tatlıyı sadece “tadımlık” yapın ya da meyve ile geçiştirin. İlla o tatlı yenecekse, yemeğin üzerine değil, gece yarısına doğru biraz hareket ettikten sonra, yanında bir bitki çayıyla tüketin.

Ertesi Gün: 1 Ocak sabahı kendinizi cezalandırıp aç kalmayın. Güzel bir geç kahvaltı yapın, bol su için ve mümkünse açık havada 45 dakika yürüyün. Vücut o fazlalığı atacaktır.

Unutmayın; sağlık bir gecede bozulmaz, ama mutluluk o gece sevdiklerinizle paylaştıklarınızda gizlidir.

Hepimiz için sağlıklı ve mutlu bir yıl olmasını diliyorum!

Uzman Diyetisyen Zeynep Demirci Onkun